<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ödev Kaynakçası</title>
	<atom:link href="http://odev.mentalmasturbasyon.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com</link>
	<description>Ödev ve Projeler için Ücretsiz Bilgi Kaynakçası</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 Dec 2009 12:53:49 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Otranto Seferi</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/otranto-seferi/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/otranto-seferi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:53:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/otranto-seferi/</guid>
		<description><![CDATA[Fatih zamanında, Gedik Ahmed Paşa&#8217;nın, Otranto&#8217;ya (Taranto) yaptığı sefer (1480).Aragon ve Napoli kralı olan Alfonso, Akdeniz&#8217;de büyük bir imparatorluk kurmak amacıyla, Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı düşmanca bir siyaset takip etti; Arnavutluk&#8217;ta İskender Bey&#8217;e yardım ederek, Türkleri Adriyatik kıyılarından uzak tutmak istedi. Yerine geçen oğlu Ferdinando I de, babasının siyasetini sürdürdü. Eğriboz adasının alınmasından sonra Ferdinando I, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Verdana; font-size:14pt"><br/>Fatih zamanında, Gedik Ahmed Paşa&#8217;nın, Otranto&#8217;ya (Taranto) yaptığı sefer (1480).<br/><br/>Aragon ve Napoli kralı olan Alfonso, Akdeniz&#8217;de büyük bir imparatorluk kurmak amacıyla, Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı düşmanca bir siyaset takip etti; Arnavutluk&#8217;ta İskender Bey&#8217;e yardım ederek, Türkleri Adriyatik kıyılarından uzak tutmak istedi. Yerine geçen oğlu Ferdinando I de, babasının siyasetini sürdürdü. Eğriboz adasının alınmasından sonra Ferdinando I, Osmanlılara karşı kurulan haçlı ittifakına girdi. Osmanlı Devleti de Venedik ile barış yaptığı halde (1479), Napoli krallığı ile anlaşmaya yanaşmadı. Fatih, Napoli krallığına karşı harekete geçti. Osmanlı Devletine vergiyle bağlı olan Zenta, Kefalonya ve Ayamavra adaları beyi Leonardo&#8217;nun Osmanlı Devletinin izni olmadan, Napoli kralının akrabalarından bir kızla evlenmesi sebep sayılarak Napoli krallığına savaş açıldı ve Güney İtalya&#8217;nın alınmasına karar verildi. Osmanlı Devletini bu sefere, Napoli krallığıyla savaş halinde olan Venedik de teşvik etti. Gedik Ahmed Paşa, Otranto limanına asker çıkardı ve Otranto alındı (11 Ağustos 1480). Gedik Ahmed Paşa, Otranto yakınındaki diğer kalelerin de ele geçirilmesiyle uğraştığı sırada, Fatih öldü; oğlu II. Bayezid Han, Gedik Ahmed Paşa&#8217;yı geri çağırdı. Gedik Ahmed Paşa, yerine Hayreddin Paşa&#8217;yı bırakarak İtalya&#8217;dan ayrıldı. Ferdinando I, Macar kralı Matyas Corvinus&#8217;un da yardımıyla, Türklerin zaptettiği kaleleri ve Otranto&#8217;yu geri aldı (10 Eylül 1481). II. Bayezid Han, Cem Sultan olayı yüzünden İtalya meselesiyle uğraşamadı.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/otranto-seferi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Montaigne (Monteyn)</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/montaigne-monteyn/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/montaigne-monteyn/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:33:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/montaigne-monteyn/</guid>
		<description><![CDATA[
 

 
1533 yılında doğan ve 1592 yılında ölen Montaigne (Monteyn), ünlü bir Fransız düşünürüdür. Yazdıkları ile insan bilincinin insanı ve doğayı özgürce tanımasını savunarak Avrupa&#8217;nın büyük uyanış sürecine öncülük etmiştir. Sabahattin Eyuboğlu &#8216;nun nefis Türkçesi ile dilimize kazandırdığı Denemeler adlı yapıtında Montaigne, insanlığa iki ders vermeye çalışmıştır: Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p><span style="color:black">1533 yılında doğan ve 1592 yılında ölen <strong>Montaigne</strong> (Monteyn), ünlü bir Fransız düşünürüdür. Yazdıkları ile insan bilincinin insanı ve doğayı özgürce tanımasını savunarak Avrupa&#8217;nın büyük uyanış sürecine öncülük etmiştir. <strong>Sabahattin Eyuboğlu</strong> &#8216;nun nefis Türkçesi ile dilimize kazandırdığı Denemeler adlı yapıtında Montaigne, insanlığa iki ders vermeye çalışmıştır: Doğanın istediği gibi düşün ve yaşa; hiçbir kitabın, hiçbir dogmanın kölesi olma. Batı kültürü, özellikle siyasal alanda, bu iki dersten yeteri kadar beslenmiş ve temel insan haklarının, demokrasi anlayışının çatısını bu düşüncelerin ışığında biçimlemiştir.<br />
</span></p>
<p><span style="color:black">Sabahattin Eyuboğlu, çevirisini yaptığı yapıta yazdığı önsözde; <strong>&#8221;Batı kültürünün Montaigne&#8217;den bugüne kadarki gelişmesi genel olarak bu iki derse sadık kalmıştır. Ancak aşırı ideolojiler az çok bağnazlığa muhtaç oldukları için Montaigne pek işlerine gelmez. Tek taraflılığı küçümseyen bu adamın, halkta kendi doktrinlerine karşı kuşku uyandırmasından çekinirler. Oysa Montaigne&#8217;den ders almamış, yani doğa ötesinden ve taassuptan kurtulamamış bir düşünce, körü körüne bir partiye ancak kul olarak hizmet edebilir; yaratıcı, geliştirici güç olarak değil&#8221;</strong> belirlemesini yaparak günümüz Türkiye&#8217;sinde demokrasinin içine düştüğü açmazın eksenini çok açık olarak ortaya koymuştur (Montaigne, Denemeler, Cem Yayınevi, 1999, s. 7-8).<br />
</span></p>
<p><span style="color:black">Montaigne&#8217;nin düşünceleri kişinin düşünme özgürlüğüne çekilen duvarları yıkmasına, kişinin özeleştiri yolu ile kendini aşmasına katkıda bulunacak niteliktedir. Kendini eleştiren, düşünceye sınır tanımayan kişi, sorgulamasını öğrenecek ve giderek doğruya ulaşacaktır.<br />
</span></p>
<p><span style="color:black">Bir toplumun insan haklarına saygılı, özgür düşünebildiği bir evreye ulaşabilmesinde siyasal yapının önemi açıktır. Siyasal yapıyı biçimlendirecek olan bireylerin konumu çok önemlidir. Eğer bireyler kendi varlığının bilincine varmış, kendini tanımışsa ve sorgulayan insan olmuşsa oluşturduğu siyasal yapının aydınlanmanın yolunu açması, yeni düşüncelerin filizlenmesine katkıda bulunması kaçınılmazdır. Kendini yenilemeyen, geldiği yer ile yetinip kendini aşma çabası göstermeyen, sorgulamayı öğrenmeyen ya da buna yüreği elvermeyen kişilerin ağırlıklı olduğu toplumlarda ise yozlaşma kaçınılmazdır. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/montaigne-monteyn/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MANİ</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/mani/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/mani/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:32:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/mani/</guid>
		<description><![CDATA[Depresyon en çok bilinen duygudurum bozukluğudur. Ancak yaşanılan çökkünlüğün zıttı bir şekilde duygulanımın taşkın bir hal aldığı bir psikiyatrik rahatsızlık vardır ki ona da mani diyoruz. Mani halk arasında pek bilinmeyen bir hastalıktır. Yaşam boyu görülme sıklığı % 1&#8242;dir. Yani 100 kişide bir kişide görülür. Oysa bu oran depresyon için %3-5 tir.

Çok iyi bilinmediği içinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:black; font-family:Arial">Depresyon en çok bilinen duygudurum bozukluğudur. Ancak yaşanılan çökkünlüğün zıttı bir şekilde duygulanımın taşkın bir hal aldığı bir psikiyatrik rahatsızlık vardır ki ona da mani diyoruz. Mani halk arasında pek bilinmeyen bir hastalıktır. Yaşam boyu görülme sıklığı % 1&#8242;dir. Yani 100 kişide bir kişide görülür. Oysa bu oran depresyon için %3-5 tir.<br />
</span></p>
<p><span style="color:black; font-family:Arial">Çok iyi bilinmediği içinde bu sorun bazen kişinin kendisine ve bazen de çevresine zarar vermesine yol açabilir. Bu nedenle iyi tanınmalı ve tedavisi ihmal edilmemelidir. Genel özelliği hastanın günlük işlevselliğinde belirgin bozulmaya sebep olan ve hastanın muhakeme yetisini bozan inatçı biçimde yükselmiş, kabarmış  veya aşırı uyarılmışlık hali ile giden bir duygudurum bozukluğudur. Bu aşırı uyarılmış ve taşkın halin en az bir hafta sürmesi bu hastalığın tanısını koymak için gereklidir. Ancak bazen mizaç o kadar yükselmiş olur ki 1-2 günlük bir süre bile hastalığın tanısını koymak için yeterli olabilir.<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 36pt"><span style="color:black; font-family:Arial">Bu duygudurum bozukluğu sırasında aşağıdakilerden en az 3 ünün varlığı gereklidir. <br/><strong>1-</strong>Kendine güvende abartılı ve aşırı bir artma olması. En güçlü benim benim her şeye gücüm yeter. (Bazen peygamber yada tanrı olduğunu bile iddia edenler olabilir.)<br/><strong>2-</strong>Uyku gereksiniminde azalma ( Mesela sadece 2-3 saatlik bir uyku ile günlerce idare etme ve dinlenmiş hissetme halinin varlığı)<br/><strong>3-</strong>Her zamankinden daha konuşkan olma yada etrafındakileri konuşmaya tutma hali.<br/><strong>4-</strong>Fikirle öylesine hızlı değişir ki zihnindeki u uçuşmayı konuşma hızı yakalayamaz ve daldan dala atlama olur.<br/><strong>5-</strong>Dikkatte aşırı bir dağınıklık olur ve basit ayrıntılar bile dikkatini dağıtabilir.<br/><strong>6-</strong>Motor faaliyetlerde aşırı bir artma vardır. Yaptığı işin amacına yönelik davranışlar ve hareketler artar.<br/><strong>7-</strong>Kötü sonuç verme ihtimali, yüksek zevk veren etkinliklere aşırı katılma (sonucunu hesap etmeden ani kararlar verip uygulamaya koyma gibi) .Aşırı para harcama ve aptalca yatırımlar yapma(imkanlarına kıyasla ileride maddi sıkıntı oluşturacak boyutlarda harcama yapma),düzensizce cinsel ilişkilerde bulunma .<br />
</span></p>
<p><span style="color:black"><span style="font-family:Arial">Bu rahatsızlık uzun süre psikiyatrik tedavi gerektiren ve tekrarlama ihtimali olan bir rahatsızlıktır. Ve zaman zaman depresyonla seyreden dönmeler de görülebilir. İlaç tedavisine iyi  cevap veren  bir rahatsızlıktır.</span><br />
		</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/mani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Malta Seferi</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/malta-seferi/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/malta-seferi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:32:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/malta-seferi/</guid>
		<description><![CDATA[Malta&#8217;daki Hıristiyan korsanlara karşı 1565 yılında yapılan Osmanlı seferi. Öteden beri, Malta&#8217;da üslenen Saint-Jean Şövalyeleri, Osmanlı gemilerine rahat vermiyorlar, korsanlık yapmaktan bir türlü vazgeçmiyorlardı. İstanbul&#8217;a kıymetli ticaret eşyası götüren büyük bir Osmanlı gemisine el koymaları, bardağı taşıran son damla oldu. 250 parça gemi ile Piyâle Paşa, 35 000 kara askeriyle beşinci vezir Mustafa Paşa, İstanbul&#8217;dan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family:Verdana; font-size:14pt"><strong><br/></strong><br/>Malta&#8217;daki Hıristiyan korsanlara karşı 1565 yılında yapılan Osmanlı seferi. <br/><br/>Öteden beri, Malta&#8217;da üslenen Saint-Jean Şövalyeleri, Osmanlı gemilerine rahat vermiyorlar, korsanlık yapmaktan bir türlü vazgeçmiyorlardı. İstanbul&#8217;a kıymetli ticaret eşyası götüren büyük bir Osmanlı gemisine el koymaları, bardağı taşıran son damla oldu. 250 parça gemi ile Piyâle Paşa, 35 000 kara askeriyle beşinci vezir Mustafa Paşa, İstanbul&#8217;dan yola çıkarıldı. Malta&#8217;da orduya iltihak etmesi kararlaştırılan Trablusgarp Beylerbeyi Turgut Reis, başkomutanlığa tayin edildi. İstanbul&#8217;dan yola çıkan ordu, Malta&#8217;ya varınca, Turgut Reis beklenmeksizin kuşatma başlatıldı. Kılıç Ali Paşa da 6 gemi ve 1000 askerle İskenderiye&#8217;den gelip, orduya katıldı. Kuşatmanın onuncu günü, 23 gemi ve 2000 leventle gelen Turgut Reis, başkomutanlığı ele aldı. Kuşatmanın yirmi beşinci günü, kaleden atılan bir top güllesi isabetiyle, Turgut Reis şehit oldu. Osmanlı askeri, umumî bir saldırı ile St. Elmo Kalesini ele geçirdi. Adanın teslimi için gönderilen heyete menfî cevap verilmesi üzerine, St. Ange, St. Michel ve Le Bourg kaleleri kuşatıldı. Cezayir Beylerbeyi Barbaroszâde Hasan Paşa&#8217;nın da, 27 gemi ve 2500 kişilik bir kuvvetle gelmesi, Osmanlılara ayrı bir şevk verdi. St. Michel Kalesinin Castilla Burcu ele geçirildi. Üç buçuk aylık kuşatma sonunda, St. Jean şövalyelerinin çok zor duruma düştüğü bir sırada, İspanyollar, adanın işgal altında olmayan bir bölümüne 25 bin kişilik bir yardım kuvveti çıkardılar. Mustafa Paşa, iki ateş arasında kalmamak için, ağırlıklarını yükleyip kuşatmayı kaldırdı. Başarısızlığa üzülen padişahın emri ile, donanma, İstanbul limanına gece karanlığında girdi.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/malta-seferi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>II. MURAT</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/ii-murat/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/ii-murat/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:31:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/ii-murat/</guid>
		<description><![CDATA[
 

 
2.Murad, Osmanlı Padişahlarının altıncısı. Babası Çelebi Mehmet annesi Emine Hatundur. Doğduğu Amasya&#8217;da 1410 yılına kadar kalan şehzade Murat babasıyla birlikte Bursa&#8217;ya 1413&#8242;te de Edirne&#8217;ye gitti. 1416&#8242;da Amasya valiliğine atandı. Bu görevdeyken Börklüce Mustafa isyanını bastırmak için Manisa (saruhan) ve İzmir bölegelerine gitme emrini aldı. Amasya ve Sivas kuvvetlerinin başına geçerek bu isyanı bastırdı.


 
1420 yılında Samsun&#8217;u [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p><span style="font-size:16pt">2.Murad, Osmanlı Padişahlarının altıncısı. Babası Çelebi Mehmet annesi Emine Hatundur. Doğduğu Amasya&#8217;da 1410 yılına kadar kalan şehzade Murat babasıyla birlikte Bursa&#8217;ya 1413&#8242;te de Edirne&#8217;ye gitti. 1416&#8242;da Amasya valiliğine atandı. Bu görevdeyken Börklüce Mustafa isyanını bastırmak için Manisa (saruhan) ve İzmir bölegelerine gitme emrini aldı. Amasya ve Sivas kuvvetlerinin başına geçerek bu isyanı bastırdı.<br />
</span></p>
<p>
 </p>
<p>1420 yılında Samsun&#8217;u İsfendiyaroğulları beyliğinden alarak Osmanlı imparatorluğuna kattı. Bu başarılarından sonra babası tarafından Bursa&#8217;ya çağrılan şehzade Murat Bursa&#8217;ya ulaşana kadar babası ölmüş, fakat ölümü Murat&#8217;ın gelmesini bekleyen devlet yöneticilerince gizli tutulmuştur. Bursa&#8217;ya varan şehzade 25 Haziran 1421 tarihinde tahta çıkmıştır.
</p>
<p>
 </p>
<p><span style="font-size:16pt">Murat II. tahata çıktığında bir yandan amcası Mustafa Çelebi (Düzmece Mustafa) nin ve kardeşi Mustafa&#8217;nın taht iddialarına dayanan ayaklanmaları,bir yanadfan da Germiyan,Menteşe,İsfendiyaroğulları gibi Anadolu Beyliklerinin başkaldırmalarıyla uğraşmak zorunda kaldı.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:16pt">Mustafa Çelebi ile yapılan savaş yeni padişahın zaferi ve Mustafa Çelebi&#8217;nin yakalanıp Edirne&#8217;de idamıyla sonuçlandı. (1422) Aynı yıl Bizans üzerine yürüyüp bu ülkeyi elli günden fazla kuşatma altında tutan Murat II.kardeşi Mustafa&#8217;nın ayaklanmasıyla karşılaşınca kuşatmayı kaldırmak zorunda kaldı.<br />
</span></p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p><span style="font-size:16pt">Mustafa Karaman ve Germiyanoğullarından aldığı kuvvetlerle İznik&#8217;i almıştı. İki taraf arasında yapılan çarpışmalar sonucunda Mustafa yenilip idam edildi.(1423) Anadolu&#8217;daki Türk beyliklerini yeniden Osmanlı&#8217;ya katan Murat, 1430 yılında Selanik&#8217;i Venediklilerden aldı. 1438 de Macaristan ve Eflak&#8217;a girdi. 1439&#8242;da Sırbistan&#8217;ı istila ederek Semendire&#8217;^yi aldı. 1440 yılında Belgrad&#8217;ı kuşattıysada altı ay süren kuşatma sonuçsuz kaldı. 1443 yılında Osmanlı ülkesine saldıran Haçlı ordusunu Zlatica geçidinde durdurdu.<br />
</span></p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p><span style="font-size:16pt">1444 yılında Macaristan&#8217;la bir barış antlaşması yaptıktan sonra oğlu II.Mehmet lehine tahttan çekildi. Murat&#8217;ın tahttan çekildiğini haber alan Haçlılar yeniden harekete geçerek büyük bir orduyla saldırıya geçtiler. Durumun kötüye gideceğini anlayan devlet yöneticileri eski padişahı tekrar göreve çağırdılar. Edirne&#8217;ye giden Murat yeniden ordunun başına geçerek 10 Aralık 1444&#8242;de Varna Meydan Savaşında Haçlı ordularını yenilgiye uğrattı.<br />
</span></p>
<p>
 </p>
<p><span style="font-size:16pt">Bu savaşta ölenler arasında Macaristan ve Lehistan kralı Ladislas&#8217;da vardı. Bu zafer Osmanlı egemenliğinin Balkanlarda yerleşmesini sağladı. Bundan sonra devlet yöneticilerinin ısrarı üzerine oğlu II. Mehmet&#8217;in de tahttan feragatı ile Murat yeniden tahta çıktı. 1448 yazında II.Kosova Meydan Savaşında Haçlıları bir kez daha yenilgiye uğrattı. 48 yaşında Edirne&#8217;de öldü. Bursa&#8217;ya gömüldü.<br />
</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/ii-murat/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAKKARİ DE SINIR TİCARETİ</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/hakkari-de-sinir-ticareti/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/hakkari-de-sinir-ticareti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:31:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/hakkari-de-sinir-ticareti/</guid>
		<description><![CDATA[
 
Hakkari&#8217;de Sınır Ticareti, Bakanlar Kurulunun 10.03.2000 tarih ve 364 sayılı Kararı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı&#8217;nın verdiği kotalar doğrultusunda Esendere Sınır Kapısı&#8217;ndan gerçekleştirilmektedir. Ancak kotalar nedeniyle ticaret sınırlı bir şekilde yapılmaktadır. Sınır Ticareti ve Açık Pazar faaliyetlerinin genişletilmesi, hem bölgede kaçakçılığı önleyecek hem de ekonomiyi canlandıracaktır. İran&#8217;dan motorin, taze meyve – sebze çeşitleri, kuru üzüm, hurma [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">
 </p>
<p style="text-align: justify"><span style="color:black; font-size:14pt"><strong><span style="font-family:Verdana">Hakkari&#8217;de Sınır Ticareti, Bakanlar Kurulunun 10.03.2000 tarih ve 364 sayılı Kararı ve Dış Ticaret Müsteşarlığı&#8217;nın verdiği kotalar doğrultusunda Esendere Sınır Kapısı&#8217;ndan gerçekleştirilmektedir. Ancak kotalar nedeniyle ticaret sınırlı bir şekilde yapılmaktadır. Sınır Ticareti ve Açık Pazar faaliyetlerinin genişletilmesi, hem bölgede kaçakçılığı önleyecek hem de ekonomiyi canlandıracaktır. İran&#8217;dan motorin, taze meyve – sebze çeşitleri, kuru üzüm, hurma ve bakliyat çeşitleri ithal edilirken, oto yedek parçaları, çeşitli makine aksamı, elektrikli ev aletleri, iplik, tekstil ürünleri, cam eşya, profil demir, bakır çubuk, boya, kağıt ve  bilgisayar malzemeleri ihraç edilmektedir. </span><br />
			</strong></span></p>
<p><span style="color:black; font-family:Verdana; font-size:14pt"><strong>Son yıllarda ihracat neredeyse durma noktasına gelirken, ithalatta da azalma gözlenmektedir.<br />
</strong></span></p>
<p><span style="color:black; font-family:Verdana; font-size:14pt"><strong>Hakkari&#8217;deki Çukurca Üzümlü ve Derecik&#8217;teki Irak Sınır Kapılarında ise açıldığından bu yana herhangi bir faaliyet yoktur.<br />
</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"> <br />
 </p>
<ul>
<li>
<div style="text-align: justify">
<h3><span style="color:black; font-family:Verdana; font-size:14pt">Hakkari&#8217;de sınır ticareti geliştirilmeli ve işler hale getirilmelidir.<br />
</span></h3>
</div>
</li>
</ul>
<p style="text-align: justify"> <br />
 </p>
<p style="text-align: justify"><span style="color:black; font-size:14pt"><strong><span style="font-family:Verdana">Hakkari&#8217;de Ticaret ve Sanayi Odasına kayıtlı 1.218 tüccar, Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği&#8217;ne kayıtlı 3.503 esnaf ve sanatkar bulunmaktadır. Kentin ekonomisi ağırlıklı olarak kentteki asker, polis, öğretmen ve sağlık personeli gibi kamu çalışanlarının maaşları üzerinde dönmektedir. </span><br />
			</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color:black; font-size:14pt"><strong><span style="font-family:Verdana">Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü verilerine göre, Hakkari&#8217;de vergi tahsilatı % 90&#8242;lar seviyesindedir. </span><br />
			</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"><span style="color:black; font-size:14pt"><strong><span style="font-family:Verdana">Şimdiye kadar teşviklerden de yararlanamayan Hakkari&#8217;nin, diğer kalkınmada öncelikli illerle rekabet şansı da yoktur. </span><br />
			</strong></span></p>
<p style="text-align: justify"> <br />
 </p>
<ul>
<li>
<div style="text-align: justify">
<h3><span style="color:black; font-family:Verdana; font-size:14pt">Hakkari&#8217;nin ekonomik deprem yaşamaması için  yatırımı özendirici ilave önlemler alınmalıdır.<br />
</span></h3>
</div>
</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/hakkari-de-sinir-ticareti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İNSANLARDA GÖZ</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/insanlarda-goz/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/insanlarda-goz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/insanlarda-goz/</guid>
		<description><![CDATA[
 
GÖZ KÜRESİ


 
GÖZ ÜN YARDIMCI ORGANLARI


 
Olmak üzere iki ana başlık altında incelenir.


 

Gözün Küresinin Yapısı



 
Göz küresini,orbita içinde yer alan yaklaşık 2,5 cm çapında 10 gr ağırlığında yuvarlak bir bio kamera  şeklinde tanımlıya biliriz.İç boşluğu üç odacığa ayrılmış olan göz küresi üç tabakalı bir duvar yapısına sahiptir.


 
Göz Küresi Duvarı Dıştan İçe Doğru


 
Sert Tabaka (sklera)


 
Damar Tabaka (piğment tabakası)


 
Retina: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
 </p>
<p><span style="font-size:14pt">GÖZ KÜRESİ<br />
</span></p>
<p>
 </p>
<p><span style="font-size:14pt">GÖZ ÜN YARDIMCI ORGANLARI<br />
</span></p>
<p>
 </p>
<p><span style="font-size:14pt">Olmak üzere iki ana başlık altında incelenir.<br />
</span></p>
<p>
 </p>
<ol>
<li><span style="font-size:14pt">Gözün Küresinin Yapısı<br />
</span></li>
</ol>
<p>
 </p>
<p style="margin-left: 18pt"><span style="font-size:14pt">Göz küresini,orbita içinde yer alan yaklaşık 2,5 cm çapında 10 gr ağırlığında yuvarlak bir bio kamera  şeklinde tanımlıya biliriz.İç boşluğu üç odacığa ayrılmış olan göz küresi üç tabakalı bir duvar yapısına sahiptir.<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt">
 </p>
<p style="margin-left: 18pt"><span style="font-size:14pt">Göz Küresi Duvarı Dıştan İçe Doğru<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt">
 </p>
<p style="margin-left: 18pt"><span style="font-size:14pt">Sert Tabaka (sklera)<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt">
 </p>
<p style="margin-left: 18pt"><span style="font-size:14pt">Damar Tabaka (piğment tabakası)<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt">
 </p>
<p style="margin-left: 18pt"><span style="font-size:14pt">Retina: ( ağ tabaka)<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt">
 </p>
<p style="margin-left: 18pt"><span style="font-size:14pt">Üç tabakadan yapılmıştır.<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt">
 </p>
<ol>
<li>
<div><span style="font-size:14pt">Sklera:<br />
</span></div>
<p><span style="font-size:14pt">Destek tabaka olarakda adlandırılan skelera kalın fibröz ağ dokusuna yapılmışltır .<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:14pt">Ğöz küresi şeklinin korunmasını sağlayan fibröz tabaka göz kaslarının yeri olarakda görev yapar<br />
</span></p>
<p>
 </p>
</li>
</ol>
<p><span style="font-size:14pt">        Bu tabakanın ön kısmı  bir çıkıntı yaprarkn konea yı oluşturur.kornea ışığın göze girmesini ve taplanması sağlar kornea gece aktif olan haysvanlarada zayıf ve ışığın daha iyi toplanabilmesi için daha büyük yapıda bulunur.bu yapı normal olarak hücreler arasında akan lenf sıvısıyla beslenir.fakat hastalı anında kan damarları kenardan ortaya doğru uzanarak beslenmeyi sağlar.<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt">
 </p>
<ol>
<li><span style="font-size:14pt">Damar Tabakası<br />
</span></li>
</ol>
<p><span style="font-size:14pt">Kan damarları ve piğmentlerce zengin bir tabakadır koyu piğment içerği nedeniyle koyu kahve renginde olup kendine ulaşan ışınlara yansıtmayıp absorbe (esmer ) ederek görüntünün bozulmasını önler .Damarlar ise Retinanın beslenmesi sağlar.Bu yapıda kormus ciliare (kirpikli düz kaslar kirpikli cisim ) iris  ve göz bebeği bulunur .<br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt"><span style="font-size:14pt">    <br />
</span></p>
<p style="margin-left: 18pt"><span style="font-size:14pt"><br />
		</span> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/insanlarda-goz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>GENETİK ALANDAKİ GELİŞMELER</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/genetik-alandaki-gelismeler/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/genetik-alandaki-gelismeler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:29:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/genetik-alandaki-gelismeler/</guid>
		<description><![CDATA[
 

 

			İnsanlar,neden sonuç ilişkisini yorumlayacak düzeye   geldiklerinde,ilk bilimsel düşünceye;doğan çocuğun ana ve babasına benzediğini söylediklerinde de,katılım üzerindeki ilk gözlemlere sahip olmuşlardır. Çocukların  akrabalarına benzemesinin basit birrastlantıile açıklanamayacağı ta o zamanlar sezinlenmiştir.


		Zararlı özelliklerin güçlenmemesi için çok eski çağlarda yakın akrabalar arasında


			evlenmeler (ana,baba,kardeş,teyze,hala,dayı,bazen kuzenler) yasaklanmıştı. Daha

 sonra evcilleştirilen hayvanların ekonomik özellikleri seçme suretiyle kuvvetlen-
			
		
 miştir.Hatta [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p><span style="font-family:Times New Roman"><span style="font-size:20pt"><br />
			</span><span style="font-size:15pt">İnsanlar,neden sonuç ilişkisini yorumlayacak düzeye   geldiklerinde,ilk bilimsel düşünceye;doğan çocuğun ana ve babasına benzediğini söylediklerinde de,katılım üzerindeki ilk gözlemlere sahip olmuşlardır. Çocukların  akrabalarına benzemesinin basit birrastlantıile açıklanamayacağı ta o zamanlar sezinlenmiştir.<br />
</span></span></p>
<p><span style="color:red; font-size:20pt"><br />
		</span><span style="font-size:15pt">Zararlı özelliklerin güçlenmemesi için çok eski çağlarda yakın akrabalar arasında<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt"><span style="color:red"><br />
			</span>evlenmeler (ana,baba,kardeş,teyze,hala,dayı,bazen kuzenler) yasaklanmıştı. Daha<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt"> sonra evcilleştirilen hayvanların ekonomik özellikleri seçme suretiyle kuvvetlen-<span style="color:red"><br />
			</span><br />
		</span></p>
<p><span style="font-size:15pt"> miştir.Hatta köpeklerin ıslahı çok eski çağlarda başlamıştıEski bir Babil yazıtı(ki-<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt"> tabesi)beş döllük (generasyonluk)bir at secerisinde yele bir başın nasıl değiştiğini<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt"> göstermektedir.O zamanlar dahi ekilen tohumlarınen  iyi  bitkilerden seçilmesine özen göstermiştirHatta yapay tozlaşmanın getirdiği yararlar öğrenilmişti. Mısırlılar hurmadaki polenlerin oluşma ve tozlaşma tarihlerini not etmişlerdi. Eski Çinliler,daha iyi pirinç ırkları elde etmek için kontrollü tozlaşmalar yapmışlardır<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt">. Fakat katılımının bilimsel açıklamasına ancak yüzyılımızın başlangıcın-<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt"> da adım atılmıştır.Biz,yüzyılımıza gelinceye kadar bu konuda yapılan  araştırma<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt"> ve kurguları kısaca gözden geçirelim.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt">                Katılım üzerindeki ilk kurgular ve varsayımlar ve Yunan filozoflarından<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt">gelmiştir.İleri sürdükleri fikirleri bugünkü bilgilerimizin ışığa altında görünmesine karşın,katılımın gizli güçlerin değil de,belirli mekanik  düzeneklerin  etkisi altında<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt">yürütüldüğünü ileri süren ilk fikirler olduğu için tarihsel önemi vardir.<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt"><br />
			<strong>Pitagor(pytagoras):</strong>İSA`dan önce 500 yıllarında yaşamıştır .Çocukların<br />
</span></p>
<h1>babalarına benzemelerine şöyle açıklamıştır . Eşeysel çiftlenme sırasında vücudun<br />
</h1>
<p><span style="font-size:15pt">değişik bölgelerinden süzülerek gelen ıslak bir buhar ,eşeysel organlarda yoğunla-<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt">şaraktohumu meydana getirir ve buradan da dişinin eşeysel organlarına iletilir. Bu<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt">yoğunlaşmış buhar,vücudun tüm parçalarını yeniden meydana getirme özelliğinde<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt">dir.embiriyo içerisinde bu kısımlar yeniden meydana getirilir.Anaya benzerliği ise<br />
</span></p>
<p><span style="font-size:15pt">ana vücudu içerisinde gelişmesine bağlanmıştı.<br />
</span></p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>
 </p>
<p>  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/genetik-alandaki-gelismeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dağ, Ova ve Plato</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/dag-ova-ve-plato/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/dag-ova-ve-plato/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/dag-ova-ve-plato/</guid>
		<description><![CDATA[DAĞÇevresine göre yüksekte bulunan yeryüzü şekillerine dağ denir. Bazı dağlar, bulundukları yerde tek başına yükselir. Bunlara tek dağ adı verilir. Ağrı Dağı, Süphan, Nemrut, Uludağ ve Erciyes dağları yurdumuzda bulunan tek dağlardandır.

Bazı dağlar aralıksız sıralar biçiminde uzanır. Bunlara da sıradağ adı verilir. Kuzey Anadolu Dağlarıyla Toros Dağları sıradağlara örnektir.

Sıradağların bulunduğu yerlerde kıyı ile iç kesimler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><br/>DAĞ<br/>Çevresine göre yüksekte bulunan yeryüzü şekillerine dağ denir. Bazı dağlar, bulundukları yerde tek başına yükselir. Bunlara tek dağ adı verilir. Ağrı Dağı, Süphan, Nemrut, Uludağ ve Erciyes dağları yurdumuzda bulunan tek dağlardandır.
</p>
<p>Bazı dağlar aralıksız sıralar biçiminde uzanır. Bunlara da sıradağ adı verilir. Kuzey Anadolu Dağlarıyla Toros Dağları sıradağlara örnektir.
</p>
<p>Sıradağların bulunduğu yerlerde kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşım güçlükle sağlanır. Sıradağlar üzerinde ulaşıma olanak sağlayan alçak yerlere geçit (boğaz) denir. Örnek olarak Doğu Karadeniz Dağları üzerindeki Kalkanlı Geçidi&#8217;ni, Toros Dağları üzerinde Gülek Boğazı&#8217;nı gösterebiliriz.
</p>
<p><br/>OVA<br/>Çevresine göre alçakta kalmış, alüvyonlarla örtülü geniş düzlüklere ova denir. Ovalar genellikle verimli topraklardan oluşur. Ovalardaki akarsular derine gömülmeden akar. Türkiye&#8217;nin ovaları; kıyı ovaları ve iç ovalar olmak üzere iki grupta toplanabilir. Deniz kıyılarında oluşmuş ve yükseltisi az olan ovalar kıyı ovalarıdır. Ülkemizde pek çok kıyı ovası vardır. Çukurova, Bafra ve Çarşamba ovaları bunlardan bazılarıdır. Yurdumuzun iç kesimlerinde bulunan ovalar iç ovalardır. Muş, Erzurum ve Kayseri ovalarını iç ovalara örnek gösterebiliriz. Bunlar deniz seviyesinden oldukça yüksektir.
</p>
<p><br/>PLATO<br/>Çevresine göre yüksekte bulunan ve akarsular tarafından derince yarılmış düzlüklere plato denir. Buralarda akarsular dar ve uzun çukurluklar oluşturur. Yurdumuzda birçok plato vardır. Haymana, Obruk, Bozok, Cihanbeyli, Gazi Antep ve Şanlı Urfa platoları bunlardan bazılarıdır.
</p>
<p>Ülkemizdeki platoların bir kısmı ekim dikime elverişlidir. Ekim dikime elverişli olmayan ve yayla olarak adlandırılan platolar geçici yerleşim alanlarıdır. İnsanlar, yaz aylarında hayvan otlatmak ya da dinlenmek amacıyla yaylalara giderler. Ülkemizde, Toros Dağları ve Doğu Karadeniz Dağları üzerinde çok sayıda yayla vardır.
</p>
<p>Akarsuların içinden aktığı uzun, kıvrımlı oluklara vadi denir. Vadiler, akarsuların aşındırmasıyla oluşur. Kızılırmak Vadisi, Fırat Vadisi gibi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/dag-ova-ve-plato/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU</title>
		<link>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/buyuk-unlu-uyumu/</link>
		<comments>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/buyuk-unlu-uyumu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 12:28:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>megu</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hazır Ödev]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/buyuk-unlu-uyumu/</guid>
		<description><![CDATA[Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü (a, ı, o, u) bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü (e, i, ö, ü) bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. Buna büyük ünlü uyumu adı verilir.
	
Dilimizde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:14pt">Dilimizde bir kelimenin birinci hecesinde kalın bir ünlü <em>(a, ı, o, u) </em>bulunuyorsa, diğer hecelerdeki ünlüler de kalın; ince bir ünlü <em>(e, i, ö, ü) </em>bulunuyorsa diğer hecelerdeki ünlüler de ince olur: <em>adım, ağız, ayak, boyun, boyunduruk, burun, dalga, dudak, duvak, kırlangıç; beşik, bilezik, gelincik, gözlük, üzengi, vergi, yüzük. </em>Buna <strong><em>büyük ünlü uyumu </em></strong>adı verilir.</span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt">Dilimizde büyük ünlü uyumu kuralına uymayan birkaç kelime vardır: <em>anne, dahi, elma, hangi, hani, inanmak, kardeş, şişman.</em></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt">Büyük ünlü uyumu alıntı kelimeler için söz konusu değildir: <em>ahenk, badem, ceylân, çapari, çiroz, dükkân, fidan, gazete, hamsi, kestane, kiraz, kitap, liman, limon, maden, manifatura, metal, meydan, mikrop, minare, model, nişan, nişasta, pehlivan, rüzgâr, selâm, terazi, tercüman, tezgâh, tiyatro, valiz, vida, viraj, yadigâr, ziyafet, ziyaret. </em>Ancak bazı alıntı sözler büyük ünlü uyumuna uydurulmuştur: <em>duvar</em><br />
			<em>(&lt; di:va:r), kalıp (&lt; ka:lib), pırlanta (&lt; brillante), surat (&lt; su:ret).</em></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt">Dilimizdeki <em>-daş (-taş), -gil, -ken, -ki, -leyin, -(ı, i, u, ü)mtırak, -(ı, i, u, ü)yor </em>ekleri de bu kurala uymaz: <em>gönüldaş, meslektaş; dayımgil, baklagiller; çalışırken, durmazken; akşamki, yarınki; akşamleyin, sabahleyin; ekşimtırak, yeşilimtırak; geliyor, gülüyor, içiyor, örüyor.</em></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt">Büyük ünlü uyumuna girmeyen kelimelerde ekler, kalınlık incelik bakımından son hecenin ünlüsüne uyar: <em>adalet-sizlik, anne-si, elma-lı, harita-cılık, hangi-si, içiyor-lar, kardeş-lik, kare-li, kitap-lardan, metod-umuz, meslektaş-ımız, şişman-lık, tarih-çilerimiz, veriyor-du.</em></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt">Ancak, bazı alıntı kelimelerde ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlülü ekler getirilir: <em>alkol / alkolü, emlâk / emlâkçilik, hakikat / hakikati, helâk / helâkimiz, kabul / kabulü, saat / saate, sadakat / sadakatten. </em>Bu örneklerde ekin ince olmasının sebebi, kelimelerin sonundaki ünsüzlerin incelik özelliği taşımasıdır.</span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt"><span style="color:maroon"><strong>Önemli açıklama :</strong></span><br />
			<span style="color:purple"><strong>Fiil köklerinden türeyen isimler ve sıfatlar büyük ünlü uyumu kuralına uyar; bilgin, çalışkan, gelen, dövdürdü, bilim&#8230;. Konu ile ilgili örnek soru:</strong></span></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt"><strong>Aşağıda belirtilen ifadelerden hangisi &#8220;büyük ünlü uyumu&#8221; kuralına uyar?</strong></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt"><strong><span style="color:maroon">a) </span><span style="color:purple">Türkçeye yabancı dillerden geçen bütün kelimeler</span></strong></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt"><strong><span style="color:maroon">b)</span><span style="color:purple"> Birden çok kelimeden oluşan birleşik kelimelerin tamamı</span></strong></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt"><strong><span style="color:maroon">c) </span><span style="color:purple">Fiil köklerinden türeyen isimler ve sıfatlar.</span></strong></span>
	</p>
<p><span style="font-size:14pt"><strong><span style="color:maroon">d) </span><span style="color:purple">&#8220;-yor, -ken, -ki&#8221; eklerinden birini alan her kelime</span></strong></span>
	</p>
<p>Çözüm :
</p>
<p>Yabancı dillerden geçen bazı kelimeler büyük ünlü uyumu kuralına uyabilir; ama çoğunluk uymaz. Örneğin; televizyon uymaz ama radyo uyar. Birleşik kelimeler ve -yor, -ken, -ki ekleri de böyledir. Birtakım uymaz ama aslanağzı uyar. Geliyor, koşarken, çarşıdaki, sözleri uymaz ama koşuyor, severken evdeki sözleri uyar. <span style="color:purple; font-size:14pt">Fiil köklerinden türeyen isimler ve sıfatlar büyük ünlü uyumu kuralına uyar; bilgin, çalışkan, gelen, dövdürdü, bilim&#8230;. </span>
	</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://odev.mentalmasturbasyon.com/kaynak/odev/makale/proje/buyuk-unlu-uyumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
